BULUT BİLİŞİM (CLOUD COMPUTING) NEDİR?

cloud-nedirBir konuyu anlatmaya çalışırken, belki en zor olan şey, o konunun “nedir” ini anlatmak, “… ‘a giriş” ini yapmaktır diye düşünürüm her zaman. “Zeki Müren de bizi görecek mi?” türünden bir soruyla karşılaşmak çok olasıdır ve çoğu zaman verecek cevap bulamazsınız. Ne demiş Einstein: “You do not really understand something unless you can explain it to your grandmother.” İşte bu noktadan yola çıkarak bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Bulut bilişim konusu son yılların en çok konuşulan konuları arasında. Ulaştırma bakanımızın bulut bilişim üzerine yaptığı “abur cubur dolduruyorsun, herkes ihtiyacını oradan alıyor” açıklamasının çok öncesinde girdi aslında bulut bilişim hayatımıza.

Bilişim dünyasının içinde olanlar, yıllardır özellikle modelleme yaparken şu buluta girdik, bu buluttan talep geldi diye bulut kavramını kullanırlar. Bulut özü itibariyle bir bilinmezlik ifade eder.

Bilemediğimiz değil, bilmemize gerek olmayan şeyler vardır bulutun içerisinde. Yani biz sadece yağan yağmura/kara bakar ona göre şemsiyemizi alırız veya almayız evden çıkarken. Isınan havanın yükselip içerisindeki nemi bırakması başka birinin konusudur. Burada da aynı şekilde, bulut dediğimiz zaman, neyin nasıl yapıldığını bilmediğimiz, daha doğru ifade etmek gerekirse; bilmediğimizden çok bilmeye ihtiyaç duymadığımız bir bilişim sistemi kaynağını (computing resource) kullanırız. Yani polemiğe girmeden.

Şöyle de ifade edilebilir, örneğin evimizdeki elektrik enerjisi, bir elektrik bulutundan gelmektedir. Bu buluta termiğinden HES ‘ine, rüzgarından dalga enerjisine bir çok elektrik santrali elektrik üretiyor. Üretilen bu elektrik çeşitli iletim hatları üzerinden taşınıyor, trafolardan geçip evimizdeki sigorta panosuna oradan da duvardaki prize ulaşıyor. Eğer biz bulut dışı bakış açımızı enerji konusuna çevirirsek, hepimizin kontrolünde ayrı ayrı bir enerji santrali, yüksek gerilim enerji iletim hatları, trafo ve diğer ekipmanların olması gerekir. Ancak biz herhangi bir elektrikli aleti fişe takıyoruz, faturayı ödüyorsak çalışacağını biliyoruz.

İşte aynen bulut bilişim de bu şekilde, istenen bir hizmetin sunumunu, detayları ile ilgilenmediğimiz bir bilişim sistemine devretmek anlamına geliyor. Her ne kadar otonom görünse de, bulut bilişim sisteminin arkasında da insanlar var ve bu hizmetin devamı için sürekli olarak çaba harcıyorlar. Yani bulut bilişim günün birinde insanlığı alt edecek ve dünyaya hakim olacak insanüstü bir yaratık değil. Filmlerde olur o.

Klasik IT/BT yaklaşımında, bu işlerden sorumlu olan kişiler enerji altyapısından internet bağlantısına kadar bütün sistemini yönetmenin külfeti ile baş etmek durumundaydı. Bunun yanında A dan Z ye kadar bütün bilişim sistemi ekipmanları ve kaynakları, sistemin kullanım değerinin tepe noktasına (peak-time) göre hesaplanıp temin edilmek durumundaydı. Bunun sonucunda da sadece sunucu (server)perspektifinden baktığımızda sunucuların ortalama CPU kullanımı dahi %15-20 yi geçmezdi.

Bulut bilişime göre ise artık donanım yatırımı yapmaya ve bunun bakım külfetini üstlenmeye gerek yoktur. Sistemi kullanırsınız, kullandığınız kadarının faturasını ödersiniz. CAPEX tabir ettiğimiz yatırım giderlerinizi ve OPEX tabir ettiğimiz operasyonel giderlerinizi düşürür, finansçıları yüzünü güldürürsünüz. Bunun yanında özellikle yazılım/telekom gibi sektörlerde yeni ürünlerinizi daha hızlı bir şekilde piyasaya dahil edebilme, yani çeviklik (agility) imkanı bulursunuz.

Tanım olarak hayatımıza yeni giren bir kavram, İnternet ‘in başından (hatta elektriğin icadından) beri oracıkta duruveriyordu aslında. Örneğin, bir bedava e-posta sağlayıcısı (Hadi isim vereyim Hotmail®) kurulduğu günden beri pekala bir bulut servisidir. Siz web sayfasına girip e-postanızı yazar ve gönder dersiniz. Yazdığınız adresin nasıl çözümlenip adresin hangi yazılımlar ve ağ bağlantıları üzerinden aktarılıp teslim edildiği ile ilgilenmezsiniz. Örnekler Youtube®, Facebook®, Twitter® şeklinde çoğaltılabilir.

Yani bir bulut sisteminde işin nasılına bakmazsınız. Girizgahımızın üzerine tekrar bakanımıza dönecek olursak kendisi “Bu bilişim kafayı fazla yorarsan sıyırırsın” dese de sonuna ilave ediyor: “Kullanacaksın, nimetlerini kullanıp, yararlanıp, işini göreceksin, kafayı taktın mı, o zaman işin kötü, çok fazla hikmetine, fazla şey yapmamak lazım.”

İşte bulut bilişimin en çıplak hali ile tanımı budur bana göre.

Leave a Reply